Çarşamba, Nisan 04, 2007

Sonsuz Döngü

Nerde hata yaptım daha araştırmadım ama program sonsuz döngüye giriyor çalıştırınca. Deneyin görün bilen varsa bana da haber eylesin. Yapmaya çalıştığım şey bu linkte.
Bu link
#include
int main( void )
{
int i,kontrol=1,a;
while(kontrol==1)
{
printf("sayiyi giriniz\n");
scanf("%d",&i);
a=i%2;

while(i/=1)
{if(a==0){i=i/2;
a=i%2;
printf("%d",i);}


if(a==1){
i=i*3+1;
a=i%2;
printf("%d",i);}
}

printf("bir kez daha\n");
scanf("%d",&kontrol);
}
return 0;
}

Salı, Şubat 20, 2007

X-Hawk ve Blade Runner uçan arabası

X-Hawk İsrailde üretilmekte olan ilginç bir "dikey kalkan inen" hava aracı (vertical-takeoff-and-landing). Rafi Yoeli 2010 yılında piyasaya sürmeyi düşünüyor.



Resimde görülen araç X-Hawk'ın askeri versiyonu. Birincil kullanım amacı ise asker taşıma olacak. X-Hawk takımı Textron's Bell Helicopters ile işbirliği yaparak aracın sivil versiyonunu üretme çabasındalar.

Yoeli X-Hawk'ı fütüristik bir kamyon olarak görüyor. X-Hawk dikey inip kalkabilme özelliği ile felaket durumlarında inip ulaşımı zor olan noktalardaki insanlara kolayca ulaşabilir.

" İnanıyorum ki X-Hawk bir iş yatırımından öte bir durum, bu iş için gelecekte yeni tasarımlı araçlarda görebiliyorum. Vizyonumuz zorlu alanlarda kolayca hareket edebilen araç ihtiyacı yaratmak ve bunu karşılamaktır"

Bilimkurgucular böyle bir aracı zaten gördü öyle değil mi? Unutulmaz bilimkurgu filmi olan Blade Runner' dan



Kaynak:Bura





powered by performancing firefox

Perşembe, Şubat 08, 2007

V for Vendetta


Hatırla, 5 Kasım'ı hatırla
Barut ihanetini ve komplosunu
Hiç bir neden bilmiyorum ki gerektirsin
Barut komplosunun unutulmasını

Öyle bir ülkede yaşadığınızı düşünün ki, telefonlarınız dinleyen cihazlar var, konuşmalarınızı dinleyen cihazlar var, sokakta sizi izleyen cihazlar var, sokağa çıkma yasağı var, hükümetin kanunlar üzerinde yetkisi bulunan adamları var, beyninizi yanlış bilgilerle dolduran medya var, tartışmasız tek tip bir iktidar var… Bu kadar varlığın arasında tek bir şeye yer yok; özgürlüğe. Peki umut var mı? Her zaman umut vardır.
Alan Moore`un yazdığı ve David Lloyd`un çizimlerini yaptığı V for Vendetta, 1981’de çıkan bağımsız çizgi roman dergisi Warrior`da ilk kez halkın karşısına çıkan bir çizgi roman. 26 sayısı yayımlandıktan sonra, derginin kapatılmasıyla yarım kalan macera, 1989’da Moore ve Lloyd`un DC ismi altında V for Vendetta’yı tam bir çizgi roman olarak yayımlamasıyla tekrar hayranlarıyla buluştu. V for Vendetta, 2005 yılında filme alındı, fakat gösterime 2006da girdi. Wachowski biraderlerin (Larry Wachovski - Andy Wachowski) sinemaya uyarlayıp yapımcılığını yaptığı filmi, daha önce Matrix üçlemesinde yardımcı yönetmenlik yapan James McTeigue yönetti.
Bu kadar künye yeter, karakterimize dönelim. V, tüm bedeni ve düşüncesiyle faşist düzenin zulmüne maruz kalmış, bu zulme karşı direnerek kendini yeniden var edip, diyalektik antitez olarak sisteme karşı durumunu biçimlendirmiştir. Guy Fawkes maskesi takmakta, kişisel ve toplumsal intikam için yaşamakta, büyük bir gizlilik içinde planlarını yapmakta ve eylemlerini gerçekleştirmektedir. Eseri henüz okumamış ve izlememiş olanlar için içeriğinden pek bahsetmeyeceğim. Bunun yerine iki eser arasındaki temel farklılıklar üzerinde duracağım. Çizgiroman siyasi açıdan daha net bir niteliğe sahip, cesur bir şekilde faşizme karşı anarşizm temasını öne çıkartabiliyor. Aynı netliği filmde pek göremiyoruz. Fakat karakterimizin şiirsel konuşmaları ve önemli eserlere yaptığı göndermeler iki eserdede çok şık. Filmin terörizm konusunda bugun dünyamızda gelinen paranoyak durumun eleştirisini çok güzel yapıyor. Bu temayı gerçekçi kılmak içinde olayların geçtiği dönem daha ileri bir tarihe alınmış, günümüze daha uygun göndermeler yapılmış. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun V for Vendetta kesinlikle bilinmesi gereken bir karakter.

Pazartesi, Şubat 05, 2007

Seattle2007 Bilimkurgu Kısa Film Festivali

The Science Fiction Museum & Hall of Fame ve SeattleInternational Film Festivalinin düzenlediği 2. Bilimkurgu kısa film festivali, bu sene Seattle'da Cinerama Theatre'da gerçekleştiriliyor. 3 Şubat 2007 de başlayan festivalde 20 kısa film gösterilecek.
Gösterilecek filmler.
Atomic Banana
Yönetmen: Erik Kling (USA)

Singularity
Yönetmen: Marcos Soriano
The Inedible Bulk
Yönetmen: Mad Martian (USA)
Machinations
Yönetmen: William Coughlan (USA)
Fantastic Fortune
Yönetmen: Mike Fisher (USA)
F*ck You, Pay Me
Yönetmen: Christopher Derrick
The Realm
Yönetmen: Josiah Pitchforth (USA)
Spaceball
Yönetmen: Robyn Ewing (USA)
The Un-Gone
Yönetmen: Simon Bovey (UK)
Haunted Planet
Yönetmen: Danielle Stallings
Life Signs
Yönetmen: Tim Sumner (Australia)
Project K.A.T.
Yönetmen: Eric Pham
TV Man
Yönetmen: Samuel Jørgensen (USA)
Mizar
Yönetmen: Yuting Hsueh
13 Ways to Die at Home
Yönetmen: Lee Lanier
Agnieszka
Yönetmen: Martin Gauvreau (UK)
Transgressions
Yönetmen: Valerie Weiss
Face Machine
Yönetmen: Justin Simms (Canada)
Maklar, Anyone?
Yönetmen: Phil Guzzo

Pazar, Ocak 07, 2007

Nefesi Tükenenlerin Nefsi

Son Hikayem;


“Burada 10 dakika mola veriyoruz, herkes iyice dinlensin” dedi komutan Ali, kendi yorgunluğunu gizlemeye çalışarak.

—Komutanım neden bu haber sivil kargo şirketleriyle gönderilmiyor? Eskiden böyle bir görev verilmemişti bize.

—Herhalde yeni İletişim bölüm sorumlusu ilk günlerinde herhangi bir krizle karşılaşmak istememiştir. Ülkede greve gitmeyen kalmadı şu sıralar.

“Haklısınız komutanım” dedi, birliğin en genç üyesi Semih. “Geçen ay nikâh memurlarının grevi yüzünden abim evlilik tarihini ertelemek zorunda kaldı”. Bu lafın ardından yerin onlarca metre aşağısında basit bir mesajı yerine iletmekle görevli olan birlikteki herkes gülmeye başladı. Kahkaha sesleri azalıp karanlık tünelin duvarlarına yankı yapmayı bıraktığında komutan nikah memurlarının neden greve gittiğini sordu. Semih ise bugünlerde hemen hemen herkesin dilinde kalıp olmuş birkaç sözcük söyledi;

—Nefesi tükenenlerin nefsi.

Bu sözcüklerle birlikte tüm birlik adeta ölüm sessizliğine büründü. Komutan ise sert ve soğuk bir sesle molanın bitişini ilan edip bölüğünü tekrar yola koydu.

***

-Canım geç oldu artık yat lütfen.

-Ya anne N’olursun birazcık daha oturiyim.

-Olmaz dedim, hadi tombi yatak.

Küçük Semra uflaya puflaya televizyonun başından kalktı ve yatağına doğru ağır ağır gitmeye başladı. Kızının arkasından sigara dumanını üfleyerek bakan Seda ise soğuk kahvesini yudumlarken, son 20 dakikadaki beşinci sigarasını yakıyordu. “Ne kadar daha devam edecek bu saçmalık” diye içinden geçirdi soğuk şirket lojmanının salonunda otururken. Olayların çıkış noktası beş sene önceki savaştaki inanılmaz bir olay idi. Seda o günleri sanki dünmüş gibi hatırlıyordu. Üniversiteden bir arkadaşı ile savaşın gidişatı konusunda tahminler yürütürken, açık duran televizyon kitle imha silahlarının kullanıldığını duyurmuştu. Her zaman iyimser olan Sedanın ise tahminleri tamamıyla yanlış çıkmıştı. Ortadoğu’da kızışan savaşa NATO müdahalesi ve hemen sonrası devletlerin kimyasal ve nükleer silahları kullanması, savaşı kimsenin önceden tahmin edemeyeceği bir noktaya getirmişti. Yoğun kimyasal ve nükleer gaz bulutları ise kestirilemeyen kum fırtınaları sayesinde geniş bir alana hızlıca yayıldı. Ortadoğu da neredeyse her ülkeyi etkileyen bu olay geriye milyonlarca ölü insan ve insanları öldürme amacıyla yapılan binlerce metal yığını bıraktı. Savaşacak insan kalmayınca da savaş kendiliğinden bitmişti. Birleşmiş Milletler acil toplanarak geriye kalan ölüleri nasıl yok edeceklerini tartıştı. Bölgede yerel yönetim diye bir şey kalmamıştı, çoğu yönetici ölmüş veya tesiri altında kaldığı nükleer ve kimyasal sızıntıların etkisi altında ölümü bekliyordu. İnsanlığın şimdiye kadar ürettiği hiçbir düşünce kırıntısı bu sorunu çözebilecek bir seviyede değildi. Bundan dolayı da BM kolay ve acımasız yolu seçti; Cesetlerin bulunduğu veya bulunma olasılığı yüksek görülen her yer uçaklarla bombalanacaktı. Haftalar boyu binlerce savaş uçağı gökten napalm bombası yağdırdı. Bombalar düştüğü yerde yangın başlatıyor, cesetlerin yanı sıra sağ kalmış insanlarda cesede dönüşüyordu. Operasyon süresince BM avlusunda yüzlerce mum yakıldı, savaşta ve sonrası bombardımanda hayatını kaybeden milyonlarca insan için. O gün sedada bir mum yaktı, eriyip gidenin mum mu yoksa insanlık mı olduğunu düşünerek.

Operasyonun tamamlanıp olayların fizyolojik tehlikesi geçtikten sonra, insanlar daha lüks olan sosyal konularda düşünmeye başladı. Kudüs ve insanlar cehennem alevleriyle yerle bir olmuş, günahsız inananlar aynı ateşle yanmıştı. Bu durum dünyada tepkisiz kalamazdı ve kalmadı da. Tüm büyük dinlerin temsilcileri ortak açıklamalar yapıyor, fanatik dinsel gruplar intikam çığlıklarını yükseltiyordu. Hemen hemen herkes tarih boyunca birbirlerini yiyen dinlerin modern dünyada düşmanlıkları kaldırıp birlik olmasını umuyordu, fakat hiç kimse birliğin ortak nefret sonuncunda olabileceğini tahmin etmemişti. Bilinen tek şey ise bu birliktelik hiç de iyiye alamet değildi. Dindar fanatikler olayın nedenini günahkar insanlığın geliştirdiği biyolojik ve nükleer silahlar olarak gösterdi, çözüm ise her zamanki gibi basitti. Günahkarlar kendi silahlarıyla temizlenecekti. Kutsal topraklarda nefesi tükenenlerin inananların intikamı alınacaktı. NTN, Nefesi tükenenlerin nefsi…

Bu düşünce dünyaya yayıldığında çok az insan onun karşısında durdu, birçok insan da yaşanan savaş sonrası dünyadaki düşünsel üretim boşluğunun etkisi ile ona sarıldı. Dar görüşlü entelektüeller ve mevcut durumdan çıkar sağlamak isteyen politikacılar sayesinde (ki bunların sayısı inanılmaz derecede artmıştı) bu düşünce kitlelere yayıldı. Çoğu hümanizm yanlısı insan bile bu fikre sarıldı ve destekledi. Nükleer santraller ele geçirildi, mühendisler ve çalışanlar öldürüldü. İlaç şirketleri, kozmetik şirketleri hatta en basit eczaneler bile bu nefretin hışmına uğradı. Bu saldırıların çoğu firma çalışanlarındaki sempatizanlar tarafından gerçekleştirildi. Siyasi irade tarafından bu tür şirketlerin hepsi kapatıldı, bazı sanatçılar bu hareket uğruna şiirler yazdı şarkılar besteledi. İlaçların azlığı ve bazı yerlerdeki yokluğu dinsel fanatiklerin ruhani tedavi servislerini yürürlüğe koymasını getirdi. Başınız mı ağrıyordu? Hemen birkaç dua ve NTN bağışıyla baş ağrınızdan eser kalmayacaktı. Bu kaos sürecinin sonucunda sadece çok büyük şirketler ve onların merkezleri sağ kalabildi. Çalışanlarını yüksek maaş, sayısız karşı propaganda teknikleriyle ve ağır silahlı özel güvenlik birimleriyle ellerinde tutabildiler. Hükümetler halka iyi görünmek için NTN lehinde konuşsalarda gizli olarak bu firmaları destekledi ve kendi iktidarını koruyacak miktarda ürün ve hizmet yapmalarını sağladılar.

***

Hedefe vardık komutanım.

Komutan Ali gözünü taracıya yaklaştırarak, kimlik bilgilerini doğrulattı ve makineden duyulan sesi dinledi.

Komutan Ali Toprak, A2 Bölümü ulaşım güvenlik şefi. Giriş izniniz onaylandı.

Kapı büyük bir gürültüyle açıldı, Ali ve ekibi içeri girdi. Onları karşılayan da üniformasından üst düzey bir kişi olduğu anlaşılan biri oldu. “Hoş geldiniz, ben Ana bina güvenlik sorumlusu Recep Aktan, teslimat işi bittikten sonra iki gün serbestsiniz.. Sevinç mırıltıları arasında teslimatı alan görevliler hızla uzaklaştı. Komutan Ali de ailesine 2 gün geçireceğini düşündüğünde içini mutluluk kapladı.

***

“Sizce böyle bir önlem gereklimiydi Sayın Başkan?” diye sordu Recep, Kimya Bölümü ana sorumlusuna. “Elbette Recep Bey, NTN in ne yapacağı belli olmaz, son zamanlarda faaliyetleri azaldı büyük bir plan hazırlıyor olabilirler, çalışanlarımızı korumamız lazım, yeni işe alımlar imkânsız gibi bir şey”. Katıldığını belli eder anlamda kafasını salladı Recep. “ Yine de büyük bir risk, vücut bağışıklığını sağlamak için havalandırmaya karıştırdığımız gaz zehirli bir gazla yer değiştirilebilir, NTN fanatiklerinin kimyasal saldırı kullandığı da oldu.” Kimya Başkanı imalı bir ses tonuyla sert bir cevap verdi; “Binanın güvenliği konusunda sizin işinizi iyi bir şekilde yaptığını düşünüyordum Recep bey, umarım yanılmıyorumdur”. Bu cevap karşısında Recep kafasını sallayarak soruya sessiz kaldı ve izin isteyerek odadan ayrıldı.

***

Gazın aktif hale getirilmesinden bir saat sonra, Kimya Bölümü ana sorumlusu durum raporunu hazırlayıp, yollamaya çalışıyordu. Taktığı gaz maskesi işini zorlaştırsa da rapor şaşırtıcı derecede kısa olduğundan fazla kafasına takmıyordu. İşlemi tamamlayıp, gizli kaçış bölmesine doğru adımlarını hızlandırırken, raporun yaratacağı etkiyi merak ediyordu.

***

O gün ise internette en çok okunan yazı ise şu oldu.

“ İnananlar için bir zafer daha, masumların ölümünden sorumlu günahkarlar son nefesini verdi. Ayrıntılı haber ve resimler için tıklayınız. NTN”

Salı, Aralık 19, 2006

İTÜ Bilimkurgu Kulübü Toplantısı

Resimde belirtilen tarihte ve mekanda toplantımızı yapıyoruz. İtülü tüm Bilimkurgu sevenler davetlidir. Posted by Picasa

Cuma, Kasım 17, 2006

Bilimkurgu Dergisi 2. sayı çıktı

İTÜ Bilimkurgu Kulübünün çıkarmış olduğu Bilimkurgu dergisi ikinci sayısı ile tekrar sizlerle buluşuyor (gecikmelide olsa). Dergimizi İTÜ 75. yıl yemekhanesinde öğle saatlarinde açılan standdan edinebilirsiniz. Fotokopi masrafları nedeni ile 500 Kr lik bir fiyat koymak zorunda kaldık ( e olsun o kadar bizde zengin değiliz:)). Kısa bir süre sonra dergimizi pdf formatında internetten edinebilirsiniz. Posted by Picasa

Cumartesi, Ekim 14, 2006

Stanıslaw Lem Kronolojisi

Kronoloji:
1921 Stanislaw Lem' in doğumu,Lwow, Polonya.
1932 Eğitimine başladı II K. Szajnocha State Grammar School, Lwow.
1939 Ortaöğrenim diplomasını aldı.
1940-41 Lwow Universitesinde Tıp eğitimi aldı.
1942 Lwow'un Almanya tarafından istilasından sonra Alman firması için tamirci olarak çalıştı.
1944 Sovyetlerin Lwow'u geri almasıyla tıp eğitimine devam etti.
1946 Vatandaşlık kanunu ile ailesi ile birlikte Krakowa geri döndü.
1946 İlk eserini yayınladı, Czlowiek z Marsa (Marstan gelen adam), "Nowy Swiat Przygod" degisinde yayınlandı.
1946-48 "Tygodnik Powszechny" dergisi ile anlaştı, kısa şiir ve hikayeler yazdı.
1946 Tıp eğitimi için Jagiellonian Universitesine kaydoldu.
1947-1950 Konwersatorium Naukoznawcze asistan olarak çalıştı.
1948 İlk romanını yazmaya başladı. Szpital Przemienienia (Dönüşüm Hastahanesi)
1951 İlk kitabını yayınladı Astronauci (The Astronauts)
1953 M.D. Barbara Lesniak adlı radyolog ile evlendi.
1954 Babası öldü
1955 Czas nieutracony (Dönüşüm Hastanesinin diğer bölümleri)
1957 Dialogi (Dialoglar); Dzienniki gwiazdowe (Yıldız Güncesi)
1959 Eden (Aden); Sledztwo (Soruşturma)
1961 Pamietnik znaleziony w wannie (Küvette Bulunan Günce ); Powrot z gwiazd (Yıldızlardan Dönüş); Solaris (Solaris)
1964 Niezwyciezony (Yenilmez); Summa Technologiae
1965 Cyberiada (The Cyberiad)
1966 Wysoki Zamek (Yüksek Kale)
1968 oğlu doğdu
1968 Opowiesci o pilocie Pirxie (Pilot Pirx'in Maceraları); Glos Pana (His Master's Voice)
1970 Dışişleri Bakanlığından Plonya Kültürüne katkılarından dolayı ödül aldı.( minister of foreign affairs)!
1971 Doskonala proznia (A Perfect Vacuum)
1972 Polska Akademia Nauk üyesi oldu (Polonya Bilimler Akademisi).
1973 Wielkosc urojona (Imaginary Magnitude)
1973 Kültür Bakanlığından edebiyat ödülü aldı; America bilimkurgu yazarları derneği onursal üyesi oldu.( Science Ficiton Writers of America,SWFA )
1976 Katar (The Chain of Chance)
1976 SFWA dan atıldı.
1981 Wroclaw Polytechnic den onur ödülü aldı.
1982 Wissenschaftskolleg, Batı Berlin de 1 yıllığına Öğretim görevlisi oldu.
1982 Wizja lokalna
1983-88 Vienna da geçici evde yaşadı.
1986 Avusturyada ödüle layık görüldü.
1987 Fiasko (Fiyasko); Pokoj na Ziemi (Dünyada Barış)
1988 Polonyaya geri döndü.
1991 Avusturya Kafka Edebiyat ödülü.
1994 PAU (Polska Akademia Umiejętności) Üyesi oldu.
1996 Beyaz Kartal madalyası aldı.
1997 Krakow onursal vatandaşı oldu.
1998 Onursal derece;Opole University, State Medical University, Lviv, Jagiellonian University.
2000 Okamgnienie
2001 Swiat na krawedzi
2006 27 Martta hayatını kaybetti.
http://www.lem.pl/cyberiadinfo/english/kiosk/kiosk.htm
sitesinden derlenmiştir.
_________________

Blogged with Flock

Salı, Ağustos 15, 2006

C de Roma Rakamı Çeviricisi

Yeni C öğrenme çabalarımın ilk meyvelerinden, buyrunuz.



#include stdio.h //stdio.h ın başina kucuktur, sonuna buyuktur işareti konması gerekir
int main()
{
int b1000,b100,b10,b1,kontrol;
printf("Bu program 4 basamaga kadar olan sayilari Roma rakamlarina cevirmeye yarar. Eger daha kucuk basamakli sayilar kullanmak istiyorsaniz bir onceki basamaga '0' yaziniz\n");
printf("Sayinin 1000'ler basamagindaki rakami giriniz\n");
scanf("%d",&b1000);
printf("Sayinin 100'ler basamagindaki rakami giriniz\n");
scanf("%d",&b100);
printf("Sayinin 10'ler basamagindaki rakami giriniz\n");
scanf("%d",&b10);
printf("Sayinin 1'ler basamagindaki rakami giriniz\n");
scanf("%d",&b1);
switch(b1000)
{
case 1: printf("M"); break;
case 2: printf("MM"); break;
case 3: printf("MMM"); break;
case 4: printf("MMMM"); break;
case 5: printf("MMMMM"); break;
case 6: printf("MMMMMM"); break;
case 7: printf("MMMMMMM"); break;
case 8: printf("MMMMMMMM"); break;
case 9: printf("MMMMMMMMM"); break;
case 0: printf(""); break;
}
switch(b100)
{
case 1: printf("C"); break;
case 2: printf("CC"); break;
case 3: printf("CCC"); break;
case 4: printf("CD"); break;
case 5: printf("D"); break;
case 6: printf("DC"); break;
case 7: printf("DCC"); break;
case 8: printf("DCCC"); break;
case 9: printf("CM"); break;
case 0: printf(""); break;
}
switch(b10)
{
case 1: printf("X"); break;
case 2: printf("XX"); break;
case 3: printf("XXX"); break;
case 4: printf("XL"); break;
case 5: printf("L"); break;
case 6: printf("LX"); break;
case 7: printf("LXX"); break;
case 8: printf("LXXX"); break;
case 9: printf("XC"); break;
case 0: printf(""); break;
}
switch(b1)
{
case 1: printf("I\n"); break;
case 2: printf("II\n"); break;
case 3: printf("III\n"); break;
case 4: printf("IV\n"); break;
case 5: printf("V\n"); break;
case 6: printf("VI\n"); break;
case 7: printf("VII\n"); break;
case 8: printf("VIII\n"); break;
case 9: printf("IX\n"); break;
case 0: printf("\n"); break;
}
printf("Sonuc %d%d%d%d sayisinin Roma Rakamlari ile yazilmis halidir\n",b1000,b100,b10,b1);
printf("baska islem yapmak icin 1'i tuslayin yoksa 0' tuslayin\n");scanf("%d",&kontrol);
if (kontrol==1) main();
return 0;
}

Pazartesi, Temmuz 31, 2006

Ruslar "Total Recall" vari Sahte Tatil İşinde

Moskovada faaliyette olan Persey Tours acentası gerçek turlar ayarlamada başarısızlığa uğradı. Fakat son aylarda firma büyük başarılara imza attı. Başarılarının sırrı gerçek tur ayarlamada değil, sahte tur düzenlemelerinde.

Sadece 13.460 rubleye (500 ABD doları civarında), Persey Tours size egzotik bir tatil sonrası alabileceğiniz tüm eşyaları satıyor: sahte biletler, otel faturaları hatta profesyonel biçimde tasarlanmış içinde sizin de bulunduğunuz fotoğraflar.

Sadece Dmitry!i aramanız yeterli; Size 2,000 dolara sahte bir Ay turu bile ayarlayabilir. Ay'ı Rus Uzay aracıyla gezmek isterseniz hemen arayın:)

Bilim Kurgu Hayranları bu olayı Philip K. Dick hikayesinden uyarlanan "Total Recall" filminden zaten hatırlıyor.

technovelgy sitesinden derlenmiştir.

http://www.technovelgy.com/ct/Science-Fiction-News.asp?NewsNum=692



technorati tags:,

Blogged with Flock

Cumartesi, Temmuz 01, 2006

Yazar Blogları

Sağ taraftaki linklere bazı Bilim Kurgu yazarlarının linklerini ekledim. Keyifle geziniz efenim.

Blogged with Flock

Cuma, Haziran 30, 2006

Transformers Movie Trailer

İşte benim gibi fanatiklerin ağzına bir parmak bal çalacak bir trailer, izleyin coşun.

Burdan

Blogged with Flock

Salı, Haziran 27, 2006

İTÜ de İç Savaş

"Planımız başarıya ulaştı,efendim" dedi EEF'nin genç komutanı, son istihbarat rapor sunumunu bitirdikten sonra.Karşısındaki EEF Enformasyon Başkanı kafasını olumlu anlamına gelen bir şekilde ağır ağır salladı.Planın ana fikri genç komutandan çıkmıştı,planı üstlerine kabul ettirmek için kafasında sayısız gelişim olasılığı üretmiş ve her olasılığın simulasyonunu EEF mühendislerinin en son ürünü bilgisayarın yüksek kapasitesinin sınırlarını sonuna kadar sömüren yapay zeka programında test etmişti.Başarı olasılığı %95.478 olan yöntem uygulamaya konulmuştu.
Plan ve yöntem basitti:Kendi fakültesi gibi Bilim-Teknikte çok aşama kaydetmiş olan diğer fakülteler arasında mistisizm tohumları atmak.

Nano botlar gibi ürünlere belli bir yaşam süresi ayarlanmıştı,yaşam süresi biten nanobot karanlık biryere gidip kendini parçalara ayıryordu.Böylelikle görev tamamlandıktan sonra yapılan işin arkasında EEF nin olduğu anlaşılmıyordu.Tabiki Nano bot kalıntıları diye birşey yoksa nano botlarda olamazdı fakat nanobotları gördüğünü iddaa eden insanlar vardı ve sayıları gitgide fazlalaşıyordu."İnsanoğlunun belkide değişmeyen tek alışkanlığı" diye düşündü genç komutan:Anlaşılamayan durumları daha anlaşılamayan teorilerle açıklamaya çalışmak.Bu güya mistik olan olay büyüdükçe bir sürü teori kendiliğinden türedi,bir kısmı nano botların uzaylı bir ırk olduğuna ve amaclarınınının önce tüm itüyü sonrada dünyayı ele geçirmek olduğuna karar verdi ,diğer kesim ise kendilerini nano botları görebilen seçilmiş kişiler olduğuna inanmaya başladılar ve "kutsal,mikro-tanrılardan" yeni vahy gelene kadar sabırla beklemeyi kararlaştırdılar.
-Ne düşünürlerse düşünsünler diye içinden geçirdi komutan.Sonuç EEF zaferini getirecek olduktan sonra gerisi onu hiç mi hiç ilgilendirmezdi.

Nano botlar hakkında ortaya çıkan son söylenti raporlarını okuduktan sonra arkasına yaslandı ve dakikalar önce oda sıcaklığıyla ısıl denge haline gelmiş olan kahvesinden bir yudum aldı.Soğuk kahve boğazından midesine doğru gravitasyon kuvvetinin emrettiği bir biçimde hareket ederken yeni gizli bir emir geldiğinin sinyalı ekranda yanıp söndü.

-Kahretsin,dedi.Yine allahın belası şifreli bir mesaj.
EEF nin eskiden beri sürdürdüğü bir gelenekti bu.Tüm önemli emirler farklı bir kodlamayla şifrelenir ve o şekilde yollanırdı.Emri alan kişi emri görebilmek için şifreyi çözmek zorundaydı.Bu yöntem doğası gereği yeni ve yaratıcı şifreleme ve şifre-çözme tekniklerinin ortaya çıkmasını sağlıyordu.

Odayla ısıl denge halini koruyan likid kahverenkli arkaşaının sessiz varlığı eşliğinde şifreyi çözdü.Çözüm süresi 56 dakika 45 saniye."Lanet olsun" diye homurdandı."Bu emir mi çok gizli yoksa ben mi yaşlanıyorum?".Emri okuduğunda ise hala genç olduğunu anladı..
"Casus amaçlı kullandığımız nanobotlar İnşaat fakültesi görevinde başarısız olmuşlardır.
Hiç bir nanobot düşman fakülte duvarlarını geçememiştir.
EEF İstihbarat Komitesi tarafından konu üzerinde çalışmaya başlamanız emredilmiştir."

-İşte bu tam bir felaket! diye bağırdı.

Gerçektende bir felaketti,eğer nanobotlar İnşaat fakültesi sınırlarını geçememişse nanobot mistisizmide geçememişti.Bu durumda EEF tarafından yaratılan ve kendi kendini türetme aşamasına gelen mistisizm silahı İnşaat fakültesine yarıyor demekti.Çünkü bu ideolojik silah doğal olarak bazı alt kademe bazı EEF vatandaşlarınıda etkilemişti."Bu sorunu halledemezsem EEF'nin tüm gerçek silahları beni etkileyecek"dedi ve olanca gücünle masaya yumruğunu indirdi, o ana kadar bulunduğu kabın şeklini almış bir şekilde duran kahve ve su molekülleri de artık özgürdü.

devamı ve tamamı;

http://www.bilimkurgu.itu.edu.tr/forum/viewtopic.php?t=63

Blogged with Flock

Pazartesi, Haziran 26, 2006