Cuma, Temmuz 31, 2009

Tron 2: Legacy




20 küsür yıldan sonra Tron filminin devamı çekiliyor. O yıldan bu yana kült statüsüne erişen film, yeni efekt teknolojisi sayesinde daha da iyi olacağa benziyor. Tron, dünyada bilgisayar efekt teknolojisinin kullanılmış olduğu ilk filmlerden biri idi. O dönemde "herkesin merak ettiği fakat hiç kimsenin izlemek istemediği film" olarak ün yaptı. Bence haksızlık edilmiş, film şaheser olmasada baya güzel. İkincisini ise sabırsızlıkla bekliyorum. Trailer ı aşağıdaki linkden izleyebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=AcV2fyOUDf0

Ridley Scott Alien öncesini çekiyor.

Yeni bir alien filminin çekilmesi uzundur tartışılıyordu. Sonunda sağlam bir bilgi karşımızda. İlk filmin yönetmeni Ridley Scott orjinal serinin öncesi niteliğinde bir devam filmi çekecek. Ridley Scott'a güvenim sonsuz, AVPR rezaletinden sonra adam gibi bir alien filmi güzel gelecektir (Adam gibi?:)).
Kaynak

Perşembe, Temmuz 02, 2009

Transformers, Revenge of Fallen Analizi


Transformers: Revenge of Fallen'ı ilk geldiği gün izledim. Hakkında yazı yazıp yazmamak konusunda kararsız kaldım. Çünkü filmi beğenip beğenmediğimi tam anlayamadım. Ne salak adammış bu ya bir de blogunu okuyoruz bu denyonun diye düşünmeden önce durumuma kulak verin derim. Ben hastalık derecesinde Transformers hayranıyım. Daha fazla oyuncak alabileyim diye yememden içmemden kesiyorum. Aynı zamanda da iyi bir film izleyicisi olduğumuda düşünüyorum. Bunların ikisinin kesiştiği yerde Transformers filmini yorumlamak benim için bir eziyet halini alıyor.

Yönetmenimiz Michael Bay, filmlerinde en az 10 araba patlatmadan duramayan, ABD ordusu olayında ereksion olan bir adam bu. Peki iyi bir yönetmen mi, yüzbin kere hayır. Bu herifin hiç bir ciddi ödül kazanabileceğini sanmıyorum. Zaten kendiside bu durumu pek takmıyor. Peki bu arkadaşın olayı nedir de Hollywood milyonlarca doları gözünü kırpmadan onun filmlerine döküyor? Cevabı şudur ki bu adam "film çekimi" yönetmeyi iyi biliyor. Film çekmeyi yönetmek demek elindeki kaynakları (para yada insan emeği) iyi kullanabilmek demek. Çoğu yönetmen bu kadarlık bütçeyle romantik komedi bile zor çekerken Michael Bay bir çok bilgisayar ve gerçek efektle dolu bir filmi yapmayı başarabilir. Bir benzerlik kurmam gerekirse sanat yanı ağır basan bir yönetmen, büyük emek harcayarak ortaya tek bir halı çıkaran halı dokumacısı ise, Michael Bay büyük bir halı fabrikası yöneticisidir. Saygı duyulması gereken bir özellik bence.

Filmimize geri dönelim, 2007 de çekilen ilk film genel olarak ortalama yorumlar aldı. Beğenilmeyen taraflar olarak ise robotların çok ayrıntılı, savaş sahnelerinde kameranın hızlı olması nedeni ile rahat bir izleyiş vermemesiydi. Kim kime vuruyor pek anlaşılmıyordu. Buna ek olarak filmdeki insan karakterlerin olması gerektiğinden fazla öne çıkmış olması idi. Robot sahnelerinin rahat izleyiş vermemesinin nedenini dvd eklerinde anladık. Şimdiye kadar ilk kez böyle bir şey yapılıyordu. İnsan aktörler boş havaya bakıp robotlar karşısındaymış gibi rol yapmak zorundaydılar. Ve hiçbiri de robotların boyutunu tahmin edemiyordu. İlk filmin bu tecrübesinden baya yararlanılmış görünüyor. Revenge of Fallen da robotlu sahneler genelde yavaş çekimde yapılmış ve pek ortalık karışmadan neler olduğunu anlayabiliyorsunuz. Bu konuda film bir öncekinden ilerde.

Can sıkıcı bir şekilde bu filmdede insan karakterler ve ABD ön planda, gavurca söylemek gerekirse "America, Fuck YEAH" durumu kendisini fazlasıyla gösteriyor. Zerre kadar hoşuma gitmeyen fakat Michael Bay' in tüm filmlerinde ve Hollywood filmlerinin yarısında olduğundan dolayı "eh peki" deyip geçiyoruz. Filmi yapanlar onlar sonuçta.

Yeni robotlar: Varlıkları kesinlikle süper, bir Trasnformers fanı başka ne isteyebilir ki? Ama diyoruz bir iki diyalog verseydiniz de kendilerini daha iyi tanısaydık. Filmi kötü gösteren en büyük yan bu bana göre. Robot dizaynalrı çok ayrıntılı olduğu için görüntüleri zaten pek kafanıza kazınmıyor. Konuşmadıklarında da iyice sinir bozucu oluyor, izleyiciye yabancı gözüküyor.Fakar bir önceki filme göre ilerleme var denebilir. Fakat bu ilerleme eşit olarak paylaşılsa imiş daha eğlenceli olabilirmiş.


Espri düzeyi felaket seviyede, bol bol belaltı saçma sapan espriler mevcut. Bir robotun testisi var öyle diyeyim size. Kesinlikle sinir bozucu ve hemen hemen hiç bir artısı yok. Bu arada ikizler robotlarına ırkçı damgası vurulmuş batı camiasında. Beyaz-siyah ırkçılığı onlara özgü olduğu için biz bunu çakamıyoruz. Ama bir ton emperyalist, batı üstünlüğü hatta anti-obamacılık bile var. Bunları pek dile getirmiyor bu gençler, ne yapalım gavurdur ne yapsa yeridir diyoruz.

Hikaye fena değil, senrayo, ise kesinlikle berbat. Hiç bir bahane bulamıyorum bunun için, senaryo tam bir rezalet. Senaristlerin mallığımı desem (Son Star Trek filminde iyi iş yaptılar), Michael Bay salaklığımı? İkisindende biraz var. Daha doğrusunu söylemek gerekirse senaryodan filme aktarım baya bir başarısız olmuş. Editleme safhası ise çok çok aceleye gelmiş, izleme keyfini büyük ölçüde azalatıyor.Filmden çok video klip izliyor gibiyiz.

Sonuç olarak söyleyeyim film içerisinde büyük bir potansiyel barındırıyor fakat bunu iyi kullanamıyor. Filme ekstra sahneler çekilmeden bir daha editleme yapılırsa kesinlikle mükemmel olabilir. TF 3 ten beklentilerim, daha az insan, daha oturaklı senaryo ve eşit olarak dağıtılmış robot diyalogları. Bunlar olursa hiçbirşey önünü tutamaz.

Bir ekleme daha yapayım. Film hemen hemen tüm eleştirmenlerden kötü not aldı. Bazı eleştirmenler 5 üzerinden 1 falan verdi. İyi bir film değil kabul ediyorum ama o derece kötü değil. En azından sıkıcı değil, mükemmel tasarlanmış aksiyon sahneleri var ve sadece bunlar için izlenebilir. Ortamı kırıp geçiren Optimus Prime var bir de, daha ne olsun?

Çarşamba, Haziran 24, 2009

Transformers, Revenge of Fallen bugün gösterimde

Transformers, Revenge of Fallen bugün ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde gösterime giriyor. Benim gibi fanatiklerin uzun süren bekleme süreci ise nihayet son buluyor. Akşama bu filmi izlemiş, büyük ihtimalle keyiften havalara uçmuş bir insan olarak izlenimlerimi buraya yazacağım. Fazla kişi okumuyor blogumu ama olsun.

Cumartesi, Haziran 13, 2009

Gundam Heykeli

Ülkemizde pek bilinmesede 30 yıldır Japonyada Gundam fırtınası esiyor. Birçok serisi bulunan bu kült eserin geniş bir hayran kitleside mevcut. Hayranları arasında bilim adamları bulunan bir eser bir çok teknolojik aracın geliştirilmesine ön ayak olmuş durumda. Bilim adamları teknolojik ilerleme açısından, bu serinin zihin geliştirme konusunda pozitif yönde etkisi olduğuna hemfikir. Fotoğrafta gördüğümüz ise 30 yılı anısına Japonyada yapılan heykeli. Japonyaya gitmek için başka bir bahane daha.

Perşembe, Haziran 11, 2009

Transformers, Revenge of Fallen


Her ne kadar pek bilimkurgu olmasada ciddi ciddi bir Transformers hayranıyım. 2007 deki ilk film çıkana kadar pek takip etmezdim. Filmden sonra ise tam tamına bir fanatik oldum, içimdeki uyuyan uyandı "sleeper has awaken" (Dune göndermeside yaptım mutluyum). 25 yıllık Transformers serisiyle ülke olarak geç tanışmış olsakda bütün çocuklar çok sevdik. Büyüyünce dönüşen arabamız olsun istedik. Optimus Prime babamız olsun istedik. Şimdiki kazulet halimle evimde 50 transformers oyuncağıyla etrafımı şaşırtmaya devam ediyorum. Bilimkurgu ile ilgilenen bir uzay mühendisi olmam yetmezmiş gibi bir de oyuncakçı oldu adımız. Olsun etraf pek umurumda değil.

Pazartesi, Ocak 19, 2009

Yeni Dune Filmi

Peter Berg yeni Dune filmi için kolları sıvadı.
Röportajlardan bazı seçmeler;

"CGI teknolojisindeki yeni gelişmelerle Lynch 'ın yapamadığı birçok şeyi yapabileceğiz. Ayrıca kitabı okudğumda kafamda onunkinden farklı bir dünya canlandı.

Onu büyük bir macera eseri olarak görüyorum. "Star Wars," "Indiana Jones" ve "Lord of the Rings." tadında bir eser.

Ve evet, ben biraz deliyim."
http://www.austin360.com/movies/content/movies/stories/2008/07/0704berg.html

"Dune konusundaki tartışmalar anlaşılır ama biraz gereğinden fazla. Hayranlar eseri rezil etmemden korkuyorlar ama ben sakinim. Kitabı çocukken bende okudum. Tekrar okuyunca ne kadar güzel bir macera romanı olduğunu anlıyorsunuz. Kendi içinde bir spiritüellik, mistisizm ve
ve günümüz petrol ve yeraltı kaynaklarının şirket kontrolu altına alınması konusunda metaforlar barındırıyor. Ama en önemlisi bir çocuğun lidere dönüşmesi. Harika aksiyon unsurları, entrika ve
ihanetler var. Şekspirvari (Shakespearean ) ve kendi alanında çok iyi olacak (bunu söylemesen olmazdı dimi Berg-MentaT).

http://www.guardian.co.uk/film/2008/jul/01/1

Sıkı bir Dune fanı olarak bu filmi ya seveceğim yada nefret edeceğim.

Perşembe, Mart 20, 2008

Arthur C Clarke

Arthur C Clarke vefat etti sevgili bilimkurgu severler. Umarım onun eserlerini okuyarak büyüyen nesil kendisine yakaşır eserler oluşturur.

Perşembe, Nisan 26, 2007

Fallout

Bu oyun hakkında daha önce neden yazmadım bilmiyorum, kesinlikle mükemmel ötesi. Bilimkurgucular için se az sayıda olan RPG oyunlarından biri. Başlığın altındaki yazıya dikkat edin ne demek istediğimi anlayacaksınız:) Demo da söylenenleride yazıyım da aklınızı iyice alayım:)

War.
War never changes.
The Romans waged war to gather slaves and wealth.
Spain built an empire from its lust for gold and territory.
Hitler shaped a battered Germany into an economic superpower.
But war never changes.
In the 21st century, war was still waged over the resources that could be acquired.
Only this time, the spoils of war were also its weapons.
Petroleum and uranium.
For these resources, China would invade Alaska, the US would annex Canada, and the European Commonwealth would dissolve into quarreling, bickering nation-states, bent on controlling the last remaining resources on Earth.
In 2077, the storm of world war had come again.
In two brief hours, most of the planet was reduced to cinders.
And from the ashes of nuclear devastation, a new civilization would struggle to arise.
A few were able to reach the relative safety of the large underground Vaults.
Your family was part of the group that entered Vault Thirteen.
Imprisoned safely behind the large Vault door, under a mountain of stone, a generation has lived without knowledge of the outside world.
Life in the Vault is about to change

Cuma, Nisan 13, 2007

Kurt Vonnegut


Bilimkurgu yazarı Kurt Vonnegut 84 yaşında hayata gözlerini yumdu. Yazar bilimkurgu edebiyatına Otomatik Piyano ve Titan'ın Sirenleri gibi önemli eserler bıraktı.
Ayrıntılı hayat hikayesi için:http://getir.net/zqs

hangi bilimkurgu yazarıyım

I am:
Arthur C. Clarke
Well known for nonfiction science writing and for early promotion of the effort toward space travel, his fiction was often grand and visionary.


Which science fiction writer are you?

Çarşamba, Nisan 04, 2007

Sonsuz Döngü

Nerde hata yaptım daha araştırmadım ama program sonsuz döngüye giriyor çalıştırınca. Deneyin görün bilen varsa bana da haber eylesin. Yapmaya çalıştığım şey bu linkte.
Bu link
#include
int main( void )
{
int i,kontrol=1,a;
while(kontrol==1)
{
printf("sayiyi giriniz\n");
scanf("%d",&i);
a=i%2;

while(i/=1)
{if(a==0){i=i/2;
a=i%2;
printf("%d",i);}


if(a==1){
i=i*3+1;
a=i%2;
printf("%d",i);}
}

printf("bir kez daha\n");
scanf("%d",&kontrol);
}
return 0;
}

Pazar, Nisan 01, 2007

Butleryan Cihad


Photoshopcuların icraatı, Dune Butleryan Cihad olayına uyumlu baya.

Salı, Şubat 20, 2007

X-Hawk ve Blade Runner uçan arabası

X-Hawk İsrailde üretilmekte olan ilginç bir "dikey kalkan inen" hava aracı (vertical-takeoff-and-landing). Rafi Yoeli 2010 yılında piyasaya sürmeyi düşünüyor.



Resimde görülen araç X-Hawk'ın askeri versiyonu. Birincil kullanım amacı ise asker taşıma olacak. X-Hawk takımı Textron's Bell Helicopters ile işbirliği yaparak aracın sivil versiyonunu üretme çabasındalar.

Yoeli X-Hawk'ı fütüristik bir kamyon olarak görüyor. X-Hawk dikey inip kalkabilme özelliği ile felaket durumlarında inip ulaşımı zor olan noktalardaki insanlara kolayca ulaşabilir.

" İnanıyorum ki X-Hawk bir iş yatırımından öte bir durum, bu iş için gelecekte yeni tasarımlı araçlarda görebiliyorum. Vizyonumuz zorlu alanlarda kolayca hareket edebilen araç ihtiyacı yaratmak ve bunu karşılamaktır"

Bilimkurgucular böyle bir aracı zaten gördü öyle değil mi? Unutulmaz bilimkurgu filmi olan Blade Runner' dan



Kaynak:Bura





powered by performancing firefox

Perşembe, Şubat 08, 2007

V for Vendetta


Hatırla, 5 Kasım'ı hatırla
Barut ihanetini ve komplosunu
Hiç bir neden bilmiyorum ki gerektirsin
Barut komplosunun unutulmasını

Öyle bir ülkede yaşadığınızı düşünün ki, telefonlarınız dinleyen cihazlar var, konuşmalarınızı dinleyen cihazlar var, sokakta sizi izleyen cihazlar var, sokağa çıkma yasağı var, hükümetin kanunlar üzerinde yetkisi bulunan adamları var, beyninizi yanlış bilgilerle dolduran medya var, tartışmasız tek tip bir iktidar var… Bu kadar varlığın arasında tek bir şeye yer yok; özgürlüğe. Peki umut var mı? Her zaman umut vardır.
Alan Moore`un yazdığı ve David Lloyd`un çizimlerini yaptığı V for Vendetta, 1981’de çıkan bağımsız çizgi roman dergisi Warrior`da ilk kez halkın karşısına çıkan bir çizgi roman. 26 sayısı yayımlandıktan sonra, derginin kapatılmasıyla yarım kalan macera, 1989’da Moore ve Lloyd`un DC ismi altında V for Vendetta’yı tam bir çizgi roman olarak yayımlamasıyla tekrar hayranlarıyla buluştu. V for Vendetta, 2005 yılında filme alındı, fakat gösterime 2006da girdi. Wachowski biraderlerin (Larry Wachovski - Andy Wachowski) sinemaya uyarlayıp yapımcılığını yaptığı filmi, daha önce Matrix üçlemesinde yardımcı yönetmenlik yapan James McTeigue yönetti.
Bu kadar künye yeter, karakterimize dönelim. V, tüm bedeni ve düşüncesiyle faşist düzenin zulmüne maruz kalmış, bu zulme karşı direnerek kendini yeniden var edip, diyalektik antitez olarak sisteme karşı durumunu biçimlendirmiştir. Guy Fawkes maskesi takmakta, kişisel ve toplumsal intikam için yaşamakta, büyük bir gizlilik içinde planlarını yapmakta ve eylemlerini gerçekleştirmektedir. Eseri henüz okumamış ve izlememiş olanlar için içeriğinden pek bahsetmeyeceğim. Bunun yerine iki eser arasındaki temel farklılıklar üzerinde duracağım. Çizgiroman siyasi açıdan daha net bir niteliğe sahip, cesur bir şekilde faşizme karşı anarşizm temasını öne çıkartabiliyor. Aynı netliği filmde pek göremiyoruz. Fakat karakterimizin şiirsel konuşmaları ve önemli eserlere yaptığı göndermeler iki eserdede çok şık. Filmin terörizm konusunda bugun dünyamızda gelinen paranoyak durumun eleştirisini çok güzel yapıyor. Bu temayı gerçekçi kılmak içinde olayların geçtiği dönem daha ileri bir tarihe alınmış, günümüze daha uygun göndermeler yapılmış. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun V for Vendetta kesinlikle bilinmesi gereken bir karakter.